Evren Genişlerken Biz de Genişliyor Muyuz?

Öne Çıkanlar

Bugün, evrenin genişlediğini bilebilecek, hatta bu genişlemenin miktarını oldukça az bir hata payıyla ölçebilecek kadar bilgi sahibiyiz. Gözlemlerimizle doğruladığımız bu genişleme, aynı zamanda teorik birçok fikrin ortaya çıkmasını, mevcut bir kısmının elenmesini, bir kısmının da güçlenmesini sağlıyor. Evet, evren gerçekten de genişliyor, üstelik bu genişlemenin hızlandığını düşünmek için oldukça haklı gerekçelerimiz de var. Fakat evren gerçekte nasıl genişliyor, bu durum bizi nasıl etkiliyor?

Evrenin genişleme hızını Hubble sabiti adını verdiğimiz bir parametre ile ifade ediyoruz. Bu parametre bize, 1 megaparsek uzaklıkta olan bir cismin, evrenin genişlemesinden ötürü ne kadar hızla uzaklaşacağını söylüyor. Aslında o cisim tamamen hareketsiz olsa dahi, genişleyen evren, gerilen bir lastik bantın üzerindeki iki noktayı birbirinden ayırdığı gibi, bizi de birbirimizden ayırıyor. Fakat bu durum, yalnızca çok uzak gök cisimleri, hatta galaksi kümeleri için geçerli. (Bkz. Kozmoloji: Hubble Sabiti)

Ne insan olarak biz, ne Dünya, ne Güneş ile Dünya arasındaki mesafe, ne galaksisi Samanyolu… Hiçbiri genişlemiyor. Çünkü bunlar, bir kuvvetler bütünüyle sıkı sıkıya birbirine tutunmuş durumdadır. Zayıf bir kuvvet olarak ele aldığımız kütle çekim kuvveti dahi, evrenin genişlemesi üzerinde büyük ölçekte güçlü bir etkiye sahiptir. Dünya, Güneş’e kütle çekimsel olarak bağlıdır. Andromeda galaksisi dahi, Samanyolu ile aynı grupta yer aldığından, Samanyolu’na kütle çekimsel olarak bağlıdır ve hatta bu yüzden bize giderek yaklaşmaktadır. Kütle çekim gibi zayıf bir kuvvet bu kadar etkili olurken, bizi bir arada tutan moleküller arasındaki bağları tartışmak dahi yersiz olurdu.

Diğer Yazılar

Okuyucu Yorumları

Bir Cevap Yazın

Popüler İçerikler